Popo
Heather Radke
“Kadınlar olarak bedenlerimiz hakkında yalan söylememiz hep istendi, hatta bize bunu yapmamız söylendi. Kültürümüz bedenlerimizi yasalara, mitlere, ırkçı önyargılara, sınıfsal ahlak anlayışlarına ve cinsel kaygılara tabi tutuyor. Gazeteci ve eleştirmen Heather Radke, Popo ile bu yalanları ele alıp birer birer çürütüyor. Ortaya kadınlar adına cesur ve coşkulu bir ileri atılım çıkıyor.” —Margo Jefferson, Pulitzer ödüllü eleştirmen, yazar
İnsan bedeninin belki de hiçbir bölgesi popo kadar dikkat çekmemiş, bu kadar çok yorumlanmamış, yüceltilip aşağılanmamış, modaya konu olmamış ve aynı zamanda böylesine tuhaf bir sessizliğe mahkûm edilmemiştir. Büyük ya da küçük, yuvarlak ya da düz, çekici ya da kusurlu... Popolarımız hakkında konuşurken aslında ne hakkında konuşuyoruz? Güzellikten mi, cinsellikten mi yoksa kimin bedeninin kabul görmeye değer olduğuna karar veren toplumsal güçlerden mi?
Gazeteci ve kültür eleştirmeni Heather Radke, Popo: Bedenin En Çok Konuşulan Yerinin Kültürel Arka Bahçesi’nde son derece sıradan görünen bir beden parçasından yola çıkarak olağanüstü bir kültür tarihi anlatıyor. Bilimsel araştırmaları, tarihsel belgeleri, popüler kültürü ve kendi deneyimlerini bir araya getirerek kadın bedenine ilişkin düşüncelerimizin nasıl şekillendiğini, kimler tarafından belirlendiğini ve neden sürekli değiştiğini sorguluyor.
Güzellik standartlarının ardındaki tarih
Bir dönem büyük popolar arzu nesnesiyken başka bir dönemde ince, neredeyse kıvrımsız bedenler güzellik ideali haline geliyor. Viktorya döneminin kalçaları olduğundan büyük gösteren kıyafetlerinden 1980'lerin aerobik çılgınlığına, 1990'ların ince beden idealinden günümüzün estetik müdahalelerine uzanan bu değişim neyi anlatıyor?
Radke, kadın bedenine ilişkin ideallerin hiçbir zaman yalnızca estetik tercihlerden ibaret olmadığını gösteriyor. Moda, sınıf, tüketim kültürü ve toplumsal beklentiler, kadınların nasıl görünmesi gerektiğine ilişkin kuralları sürekli yeniden yazıyor. Kadınlar da çoğu zaman bu değişken kurallara uyum sağlamak için bedenlerini dönüştürmeye çalışıyor.
Irk, iktidar ve bedenin politikası
Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, güzellik standartlarının ırkçılık ve sömürgecilik tarihiyle ilişkisini ortaya koyması. Radke, 19. yüzyılda Avrupa'da bedeni sergilenen Sarah Baartman'ın hikayesinden Josephine Baker'a, Jennifer Lopez'den çağdaş popüler kültüre uzanarak özellikle siyah kadınların bedenlerinin nasıl egzotikleştirildiğini, nesneleştirildiğini ve aynı zamanda kültürel birer simgeye dönüştürüldüğünü inceliyor.
Bir beden özelliğinin kimi zaman aşağılanırken kimi zaman özenilen bir güzellik idealine dönüşmesi tesadüf değil. Bu değişim, güzelliğin kime ait sayıldığı ve kimin kendi bedeni üzerinde söz sahibi olabildiği sorularıyla doğrudan bağlantılı.
Bedenimizle kurduğumuz ilişki gerçekten bize mi ait?
Radke yalnızca geçmişe bakmıyor. Kot pantolon bedenlerinden egzersiz endüstrisine, müzik videolarından estetik ameliyatlara kadar gündelik hayatın içine yerleşmiş beden algısını da sorguluyor. Bunu yaparken kendi bedeniyle ilişkisinden de söz ediyor; böylece tarihsel incelemesini kişisel ve samimi bir anlatıya dönüştürüyor.
Mizahı, araştırmacı titizliği ve eleştirel bakışı buluşturan Popo, kadın bedenini utançla, arzuyla, övgüyle ya da yargıyla kuşatan düşüncelerin ardındaki toplumsal mekanizmaları görünür kılıyor. Çünkü bedenimiz hakkındaki düşüncelerimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu anlamak için önce onların tarihini öğrenmemiz gerekiyor.